12 Eylül 2009 Cumartesi

Değdi saçlarıma bahar gülleri (Nazende sevdiğim)


Değdi saçlarıma bahar gülleri (Nazende sevdiğim)

video

28 Haziran 2009 Pazar

Kürdi Saz Semaisi - Masum Aşk - Göksel Baktagir



06 Mart 2009 Cuma

BU DA GEÇER (OKUNASI BİR YAZI)

Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır. Karşısına çıkanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Köylüler, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söyler ve Şakir diye birinin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini salık verirler. Derviş yola koyulur, birkaç köylüye daha rastlar. Onların anlattıklarından, Şakir'in bölgenin en zengin kişilerinden birisi olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında bir başka çiftlik sahibidir. Derviş, Şakir'in çiftliğine varır. Çok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer içer, dinlenir. Şakir de, ailesi de hem misafirperver hem de gönlü geniş insanlardır... Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Şakir'e teşekkür ederken, "Böyle zengin olduğun için hep şükret." der. Şakir ise şöyle cevap verir: "Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen, gerçeğin kendisi değildir. Bu da geçer..." Derviş, Şakir'in çiftliğinden ayrıldıktan sonra bu söz üzerine uzun uzun düşünür. Birkaç yıl sonra, Derviş'in yolu yine aynı bölgeye düşer. Şakir'i hatırlar, bir uğramaya karar verir. Yolda rastladığı köylülerle sohbet ederken Şakir'den söz eder. "Haa o Şakir mi?" der köylüler, "O iyice fakirledi, şimdi Haddad'ın yanında çalışıyor." Derviş hemen Haddad'ın çiftliğine gider, Şakir'i bulur. Eski dostu yaşlanmıştır, üzerinde eski püskü giysiler vardır. Üç yıl önceki bir sel felâketinde bütün sığırları telef olmuş, evi yıkılmıştır. Toprakları da işlenemez hale geldiği için tek çare olarak, selden hiç zarar görmemiş ve biraz daha zenginleşmiş olan Haddad'ın yanında çalışmak kalmıştır. Şakir ve ailesi üç yıldır Haddad'ın hizmetkârıdır. Şakir, bu kez Derviş'i son derece mütevazı olan evinde misafir eder. Kıt kanaat yemeğini onunla paylaşır... Derviş, vedalaşırken Şakir'e olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler ve Şakir'den şu cevabı alır: "Üzülme... Unutma, bu da geçer..." Derviş gezmeye devam eder ve yedi yıl sonra yolu yine o bölgeye düşer. Şaşkınlık içinde olan biteni öğrenir. Haddad birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı için de bütün varını yoğunu en sadık hizmetkârı ve eski dostu Şakir'e bırakmıştır. Şakir, Haddad'ın konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanıdır. Derviş eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır: "Bu da geçer..." Bir zaman sonra Derviş yine Şakir'i arar. Ona bir tepeyi işaret ederler. Tepede Şakir'in mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır: "Bu da geçer." Derviş, "Ölümün nesi geçecek?" diye düşünür ve gider. Ertesi yıl Şakir'in mezarını ziyaret etmek için geri döner; ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş, tepeyi önüne katmış, Şakir'den geriye bir iz dahi kalmamıştır... O aralar ülkenin sultanı, kendisi için çok değişik bir yüzük yapılmasını ister. Öyle bir yüzük ki, mutsuz olduğunda umudunu tazelesin, mutlu olduğunda ise kendisini mutluluğun tembelliğine kaptırmaması gerektiğini hatırlatsın... Hiç kimse sultanı tatmin edecek böyle bir yüzüğü yapamaz. Sultanın adamları da bilge Derviş'i bulup yardım isterler. Derviş, sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazıp verir. Kısa bir süre sonra yüzük sultana sunulur. Sultan önce bir şey anlamaz; çünkü son derece sade bir yüzüktür bu. Sonra üzerindeki yazıya gözü takılır, biraz düşünür ve yüzüne büyük bir mutluluk ışığı yayılır: "Bu da geçer" yazmaktadır.

15 Şubat 2009 Pazar



Zamanin birinde alim zatlardan biri bir nehir kenarinda namaza durmuş..
Mecnun tam o sırada sözde alim zatın önünden geçmiş..
Adam öfke ile namazını bozarak:'
Bre melun görmez misin ki namaza duruyorum ne diye önümden geçersin?' der.
Mecnun'un cevabıysa ilginçtir:'
BEN LEYLANIN AŞKIYLA SENİN NAMAZ KILDIĞINI GÖRMEZKEN SEN MEVLANIN AŞKIYLA BENİ NASIL GÖRDÜN...?

05 Şubat 2009 Perşembe

Onu da sen bul... (mutlaka oku)


Soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş.Yanına baş vezirini alıp, yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlıbir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverektabaklıyormuş.
Padişah, ihtiyari selamlamış: ‘ selamunaleyküm ey pir-i fani…’Adam: Aleykumselam ey serdar-ı cihan…’
Padişah sormuş: Altılarda ne yaptın? ‘
Adam: Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor…
Padişah gene sormuş: Geceleri kalkmadın mı? ‘
Adam: Kalktık… Lakin, ellere yaradı…
Padişah gülmüş: Bir kaz göndersem yolar mısın? ‘
Adam: Hem de ciyaklatmadan…’
Padişahla baş vezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah baş vezire dönmüş:
- ne konuştuğumuzu anladın mı? ‘- hayır padişahım…’
Padişah sinirlenmiş: ‘ Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.’
Korkuyakapılan Baş vezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla derekenarına dönmüş.. Bakmış adam
hala orada çalışıyor.. Ne konuştunuz sizpadişahla? ‘
Adam, baş veziri söyle bir süzmüş…’ Kusura bakma…Bedava söyleyemem..ver bir yüz altın söyleyeyim.’
Baş vezir, yüz altın vermiş. ‘ sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın onun padişah
olduğunu? ‘
‘ ben dericiyim… onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi..‘
Vezir kafasını kaşımış:
‘ peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek…’
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.
”padişah,altı aylık yaz döneminde çalışmadın mi ki, kış günü çalışıyorsun, diyesordu…ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak,yemek bulamıyoruz dedim.‘
Vezir bir soru daha sormuş: ‘ geceleri kalkmadın mı ne demek? ‘
Adam bir yüz altın daha almış.
‘ çocukların yok mu diye sordu..var, ama hepsi kız..evlendiler, başkasına yaradılar, dedim…’
Vezir gene kafasını sallamış… ‘ bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek…’
Adam gülmüş..
-onu da sen bul…

03 Şubat 2009 Salı

niyazi sayın - beyati taksim

video